Hz. Ömerin, Hz. Peygambere Duası
"Annem ve babam sana fedâ olsun ey Allahın Rasûlü! Sen, ilk başta bir kütüğün üzerine çıkıp hutbe okuyordun. Ashâb-ı kirâm çoğaldığı zaman bu vazifeyi daha güzel yaparak bütün cemaate duyurmak için minber yaptırdın. O zaman senden ayrılmaya tahammül edemeyen kütük inledi. Elini üzerine koyuncaya kadar inlemesi devam etti. Ancak elini üzerine koyunca sükûnete kavuştu. Senin ayrılığına bir ağaç parçası bile tahammül edemezken, bu ayrılığa müslümanlar nasıl dayanabilsin? Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun. Sen Allahın nezdinde o kadar faziletlisin ki, Allah Teâlâ sana yapılan itâati kendisine yapılmış kabul ederek şöyle buyurmuştur:
Kim peygambere itâat ederse muhakkak Allaha itâat etmiş olur. (Nisâ/80)
Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun! Senin faziletin Allahın nezdinde öyle yüksek derecelere ulaşmıştır ki, seni bütün peygamberlerden sonra göndermesine rağmen hepsinin başında zikredip yer vermektedir.
(Ey Rasûlüm!) Hatırla ki, bir vakit peygamberlerden söz almıştık. Senden de, Nûhtan da, İbrahimden de, Musadan da, Meryem oğlu İsâdan da... Onlardan sağlam bir söz aldık. (Ahzâb/7)
Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun! Allah nezdinde senin faziletin öyle bir dereceye ulaşmıştır ki, cehennem ehli sana itâat etmiş olmayı temenni ederler. Oysa bu temenniyi yaptıkları zaman ateş içinde azap görmektedirler.
Nitekim Allah Teâlâ (c.c) onların bu durumunu şu şekilde belirtmektedir: O gün yüzleri ateş içinde kaynayıp çevrilirken: Vah bize! Keşke Allaha itâat etseydik! Peygambere itâat etseydik! diyeceklerdir. (Ahzâb/66)
Ey Allahın Rasûlü! Anam ve babam sana fedâ olsun! Eğer Allah Teâlâ, içinden pınarlar akan bir taşı İmran oğlu Musaya (a.s) vermiş ise, o, senin parmaklarının arasından fışkıran sudan daha mucizevî değildir ki Allah Teâlâ ondan ötürü sana salât getirdi.
Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun! Eğer Allah Teâlâ Hz. Süleymana sabahtan öğleye kadar katettiği mesafesi bir aylık, öğleden akşama kadar katettiği mesafesi de bir aylık yol olan rüzgârı vermiş ise de, o, sana verilen ve üzerinde geceleyin tâ yedinci semaya kadar çıkıp sonra aynı gecenin sabahında dönerek sabah namazını Mekkenin el Ebtah vadisinde kıldığın Buraktan daha mucizevî değildir. Allah rahmet deryâlarını senin üzerine boşaltsın.
Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun. Eğer Allah Teâlâ, Meryem oğlu İsâya ölüleri diriltme mucizesi ihsân etmiş ise de, onun bu mûcizesi zehirlenmiş ve pişirilmiş koyunun seninle konuşup Ben zehirliyim, beni yeme diyen mucizenden daha üstün değildir.
Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun! Nûh (a.s) kavmine beddua ederek: Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma! (Nûh/26) demiştir. Eğer sen de o beddua gibi bizim için bir beddua etseydin muhakkak hepimiz helâk olurduk. Oysa secde halindeyken senin sırtına pislik dolu işkembeyi attılar. Senin yüzünü kanattılar ve dişlerini kırdılar. Bütün bunlara rağmen sen, hayırla dua etmekten başka bir şey yapmadın ve hattâ şöyle dedin: Ey Allahım! Kavmimi bağışla. Çünkü onlar bilmiyorlar.
Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun! Senin kısa ömründe sana tâbi olanlar, Nûhun (a.s) uzun ömründe tâbi olanlarından daha fazladır. Sana iman edenler çok kalabalıktır. Oysa Nûha pek az kimseler iman etti. Ey Allahın Rasûlü! Anam babam sana fedâ olsun! Eğer sen, ancak sana dönük olan kimselerle otursaydın, bizimle oturmaman gerekirdi. Eğer sen, ancak sana denk olan kimselerden kız alıp verseydin, bizden ne kız alman ne de vermen gerekirdi. Eğer sen, ancak sana denk olan kimseleri kendine vekil etseydin bizi hiçbir zaman vekil etmezdin. Fakat Allaha yemin ederim, sen bizimle oturdun, bizden kız alıp verdin, bize vekil oldun, bizi vekil tâyin ettin. Sen yünlü elbise giydin, merkebe bindin. Terkine başkasını aldın. Yemeğini toprak üzerine koyup yedin. Yemek yerken, tevâzu olarak yağlanan parmaklarını yaladın.
Allahın salât ve selâmı senin üzerine olsun!