فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ  ·  "Beni zikredin ki Ben de sizi anayım" (Bakara, 152)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Mevlânâ Hazretlerinin (k.s) Vecde Gelişi

Yazar: Editör 13 Aralık 2012 27.709 okunma
Mevlânâ Hazretlerinin (k.s) Vecde Gelişi
Yazı boyutu

Mevlânâ Hazretleri bir gün kuyumcular çarşısından geçiyordu.

Hal arkadaşı, mana yoldaşı Selahaddin Zerkub’un sarraf dükkânının önünden geçerken birden aşka geldi, semâa durdu.

Çünkü dükkândan, altın döven kalfaların çekiç sesleri geliyordu.

Ritimli çekiç sesleri, Mevlânâ’yı alıp götürmüştü başka bir âleme…

Döndü, döndü, döndü...

Döndükçe kâinat da onunla döndü, varlık ona eşlik etti.

Selahaddin Zerkub, kalfalarına devam işareti verdi.

“Dövmeye devam edin!” dedi.

“Altın varaklar ezilip dağılsa da bu tak taklar sürsün.”

Madde dövüldükçe mana coşa geldi.

Çekiç sesleri “Tak, tak!” dedikçe, Mevlana “Allah, Allah!” deyip döndü, semada kanat çırptı.

Yine bir gün Konya sokaklarında dolaşırken, avladığı tilkinin postunu kendi lehçesiyle “Dilku dilku!” diye bağırarak satan bir Türkmen’in bu nağmesinden cezbeye gelerek orada semâ etmeye başladı.

Çünkü “dilku” kelimesi Farsça’da;

“Gönül neredesin?”

anlamına gelmekteydi ve kelimeyi bu manasıyla anlayan Hazreti Mevlana’ya yeterli malzeme çıkmaktaydı.

Hülya ANIL (zuhurdergisi.com sitesinden alıntıdır)

Deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Detay: Çerez Politikası