İrşada yetkili bir mürşidin keramet ehli olması ve harikulade bazı kabiliyetlere sahip ol
Hayır, keramet şart değildir.
Keramet mürşid için mutlaka lüzumlu olan bir şart değildir. Çünkü sahabe ve tabi'inden bize pek az keramet intikal etmiştir. Mesela: Ümmet-i Muhammed’ in en faziletlisi olan Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh, Efendimizden istikamet dışında keramet pek nakledilmemiştir. Rabiatü'l-Adviye'nin dedigi gibi 《istikâmet, en büyük keramettir.》Hatta evliyâullahtan bazıları, keramet kabul etmemişler ve bir kuyudan kerâmet gostermek için çıkarılan suyu içmemişler, aksine kendi elleriyle ip ve kova kullanarak çıkardıkları suyu içmeyi tercih etmişlerdir. (Ruhul beyan)
Abdullah el-Kureşi bu konuda şunları söylemektedir:
《Kim kerâmet ve hârikulâde hâdiselerin zuhûrunu, kendinden sudur eden kötülükler gibi karşılamaz ise, bu durum o kimse için, ma'nevi terakki ve yükselişine mani bir perde olur. Kerameti gizlemek rahmettir.》
Bir kimsenin keramet göstermesi sa'adet sebebi olabileceği gibi, nefsani arzuların te'siriyile ifşa ve izhar edilmesi de aynı şekilde şekavet sebebi olabilir. Bu yüzden keramet, adet gören kadınların hayızlarını gizlemeleri gibi saklanması gereken bir kabiliyet telâkki edilmiştir. (Rühül-beyan)
Evliyaullahdan bazıları da; 《Ben kerameti Kitap ve Sünnet gibi iki adil şahid olmadıkça kabul etmem》buyurmuşlardır.