Üveys el-Karânînin Zühdü

2016. Arkadaşlarıma: Bizimle oturan bu insanı tanıyor musunuz? diye sordum. Birisi: Evet, Üveys el Karanîdir dedi. Evini biliyor musunuz? dedim. Evet dediler. Onu alıp evine gittim. Kendisine: Neden aramıza hiç çıkmıyorsun? diye sordum. Aranıza çıkacak elbisem yoktur dedi Arkadaşları bu hâlinden dolayı kendisiyle alay edip, ona eziyette bulunuyorlardı Bu kaftanımı al ve giy dedim. Hayır, bunu yapma daha çok eziyet ederler dedi. Ben ısrar edince giyip topluluğun arasına çıktı. Kaftanıyla aldatan adamı görüyor musunuz? diye laf attılar. Tekrar gelip çıkardı ve Gördün mü? dedi. (Râvi) Useyr sözlerine devamla: Meclise gittim ve Bu adamdan ne istiyorsunuz? Neden eziyet ediyorsunuz? Giyiniyor alay ediyorsunuz, çıplak kalıyor yine ediyorsunuz diyerek çok sert konuştum. Bir müddet sonra Küfe ehli bir heyet hâlinde Hz. Ömere gittiler. Aralarında Üveys el-Karanî ile alay edenlerden birisi de vardı. Hz. Ömer onlara: Aranızda Karanîlerden kimse var mı? diye sordu. Üveys ile alay eden adam: Evet öyle birisi Kûfede aramızdadır der. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle bir hâdise anlatır: Rasûlullâh (s.a.s): Yemende Üveys adında birisi size gelecek, orada annesinden başka kimse kalmayacak, kendisinde alaca hastalığı vardı. Allaha dua etti; bir dirhem miktarı hariç her tarafı düzeldi. Sizden her kim onunla karşılaşırsa ona söyleyin de sizin için istiğfar dilesin buyurmuştu(1) Daha sonra bir gün bir adam çıkageldi. Kendisine: Nerelisin? dedim. Yemenliyim dedi. İsmini sordum. Üveys olduğunu söyledi. Yemende kimsen var mı? dedim. Annem var dedi. Peki sende alaca hastalığı var mıydı diye sordum. Evet, daha önce vardı diye cevap verdi. Öyleyse benim için istiğfar dile dedim. Bana: Benim gibiler müminlerin emirine mi istiğfar dileyecek! dedi. Sonra ben ısrar edince istiğfarda bulundu. Kendisine: Benden ayrılma dedim; fakat benden gizlendi. Sonra duydum ki size, Kûfeye gelmiş. Bu haberi duyan adam: Böyle birisi aramızda yok, onu tanımıyoruz der. Hz. Ömer: Hayır aranızdadır deyince adam: Aramızda Üveys adında birisi var. Sürekli onunla alay ediyoruz deyince Hz. Ömer: Ona yetiş ve [senin için istiğfar dilesin] der. Adam, Medineden döner dönmez henüz ailesine varmadan Üveysin yanma gider Üveys ona: Bu hâlin nedir? diye sorar. Adam Hz. Ömerin anlattıklarını kendisine nakleder ve Benim için istiğfar dile, ya Üveys der. Üveys Hz. Ömerin anlattıklarını kimseye anlatmamak ve bir daha da alay etmemek şartıyla olur der. Ve istiğfarda bulunur. Râvi Useyr der ki: Bir gece gidip yanma girdim ve kendisine: Kardeşim, bazen kayıp oluyorsun ve biz duymuyoruz dedim. Bana: İnsanlardan çekmiyorum, herkes ameli ile baş başa kalacaktır dedi. Sonra yine gözden kayboldu ve gitti.
2017. Muhammed b. Vâsi in bildirdiğine göre Üveys el-Karanî namaz kılıp vazgeçen, sonra tekrar namaza kalkan bir adam görür ve ona bunun sebebini sorunca, şu cevabı alır: Namaza kalkıyorum, şeytan geliyor ve Sen gösteriş yapıyorsun diyor. Vazgeçiyorum, oturuyorum. Bu sefer nefsim beni namaza teşvik ediyor, kalkıyorum Üveys ona: Sen tek başına kaldığında da aynı namazı kılıyor musun? der. Adam: Evet cevabını verince Öyleyse kalk namazını kıl, sen riyakâr değilsin der.
2018. Hasan Basrî, Hz. Peygamberin (s.a.s) şöyle buyurduğunu haber verir: Mudar veya Rebîa kabilesinden daha çok insan, peygamber olmayan birisinin şefaati ile ateşten çıkarılacaktır.(2) Bunun Hz. Osman veyahut Üveys el-Karanî olduğunu rivayet ederlerdi.
2019. Sasaa b. Muâviye rivayet eder der ki: Üveys b. Amir el-Karanî Karn kabilesine mensup olup tâbiîndendir. Aynı zamanda Kûfelidir. Derisinde alaca hastalığı çıkmış Allaha gidermesi için dua etmiş, O da gidermiştir. Ayrıca: Allahım! Senin bu nimetini bana hatırlatacak kadar küçük bir parça bırak demiş; vücudunda bir parça izi de kalmıştır. Mescide çok bağlı birisiydi. Bir de amcasının oğlu vardı ki sultandan ayrılmazdı. Üveysin de aleyhinde konuşurdu. Onu zenginlerle beraber görünce: Bu onlardan bir şey koparmak istiyor; fakirlerle görünce de: Bu onları aldatmak istiyor derdi. Fakat Üveys amcasının oğlunu hep hayırla yâd ederdi. Ona uğradığında da kendisinden dolayı günaha girmesin diye hâlini gizlerdi. Bir gün Kûfeden bir heyet Hz. Ömerin yanına gider. Aralarında Üveysin amcasının oğlu da vardır. Hz. Ömer: Siz Üveys el-Karanîyi tanıyor musunuz? diye sorar. Amcasının oğlu ileri atılarak: O benim amcamın oğludur; kötü bir insandır, sizin tanımanıza değer birisi değildir der. Hz. Ömer ona: Sana yazıklar olsun sen helak olmuşsun. Ona gittiğinde selamımı söyle, ona söyle, bana gelsin der. Amcasının oğlu Kûfeye döner dönmez sefer elbiselerini çıkarmadan doğru Üveyse gider ve onu mescidde bulur.
Ona: Benim, için istiğfar dile amcamınoğlu der. Amcasının oğlu kendisine: Allah sana da mağfiret etsin ey Üveys, müminlerin emiri sana selam söyledi ve seni yanına çağırıyor deyince: Peki der ve doğru Medineye gider. Hz. Ömerin huzuruna girince ona: Sen Üveys b. Âmir el-Karanî misin? diye sorar. O da: Evet der. Teki sende alaca hastalığı var mıydı? Sen şöyle şöyle dua ettin de şifa buldun mu? der. Üveys: Sen bunu nereden biliyorsun, ey müminlerin emiri? Vallahi hiçbir beşer bunu bilmiyor deyince Hz. Ömer şu cevabı verir: Resülullah (s.a.s) bize haber verdi ve dedi ki: Tabiînden Üveys el-Karanî diye birisi çıkacak; alaca hastalığına yakalanacak; sonra dua edecek ve Allah giderecek. Fakat: Allahım, cesedimde Senin nimetini hatırlatacak bir benek bulundur diyecek ve bir parça kalacaktır. Sizden kim ona ulaşırsa ondan kendisi için istiğfarda bulunmasını istesin. Hz. Ömer devamla: Benim için istiğfarda bulun, yâ Üveys der. Üveys de: Allah seni bağışlasın, ey müminlerin emiri der. Hz. Ömer: Allah seni de bağışlasın, yâ Üveys der. İşiten herkes Üveyse koşarak kendileri için istiğfarda bulunmasını isterler. Bu gelenler çoğalınca ölünceye kadar ortalıktan kaybolur.
2020. Esbağ (İbn Zeyd)m bildirdiğine göre Üveysi Hz. Peygamberi (s.a.s) görmeye gelmekten alıkoyan şey annesine iyilik ve hürmetidir.
2021. Hasan Basrîden gelen bir rivayete göre, Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: Rebîa ve Mudar kabilesinden daha fazla kişi, ümmetimden birisinin şefaatiyle cennete girecektir. Havşeb, Hasanm bu kişi için Üveys el-Karanî olduğunu söylediğini nakleder. Kavilerden Ebû Bekr der ki: Üveysin kabilesinden birisine: Bu adam hangi hasletiyle bu dereceye vâsıl oldu? diye sordum. Bana: Bu Allahın bir fazlıdır dilediğine verir dedi. Rivayete göre Üveys, Sicistanda öldü ve yanında daha önce mevcut olmayan kefenler bulundu.
2022. Herim b. Hayyân el-Abdî der ki: Üveys el-Karanîyi görmek için Basradan Kûfeye gittim. Günlerce kaldım, onu görmedim. Son derece sıcak bir günde öğle vakti Fıratın kenarına indim, bir de baktım. Bir adam, saçı sakalı karışmış çok garib görüntüsü vardı. Üzerinde peştemal ve ridâ olmak üzere iki parça elbise vardı. Acaba o mu, dedim? yanına vardım. Başına dikildim. Baktı ve Rabbimizi teşbih ederiz. Onun vadi mutlaka yerine getirilir dedikten sonra: Seni bana kim gönderdi? diye sordu. Ben de Allah dedim. Sonra elimi uzattım. Her nedense kendisi elini vermedi. Ben ağlamaya başladım. Hâlimi görünce: Ey Herim b. Hayyân, nasılsın kardeşim? dedi. Ben: Allah haynnı versin, benim Herim b. Hayyân olduğumu nereden bildin? Oysa biz hiç görüşmedik dedim. O: Nefsim senin nefsini tanıyor dedi. Sonra elimden tutarak ağlamaya başladı. Ben de beraber ağladım. Sonra şöyle dedi: Ey Herim b. Hayyân, baban Âdem (as) öldü, Nûh (as), Allahın dostu İbrahim (as), Mûsâ (as), hep öldüler. Ey Herim, Muhammed (s.a.s) de Öldü. Müslümanların halifesi Ebû Bekr ve dostum olan Ömer (ra) de öldü. Dedim ki: Allah hayrını versin Ömer daha ölmedi. Hz. Ömerin hilâfetinin sonları idi Dedi ki: Eğer anlarsan ben de sen de ölüyüz. Ey Herem, baban Öldü; ya ateşte ya cennettedir. Daha sonra kendisine: Rasûlullâhtan (s.a.s) işittiğin bir hadis söyle dedim. Bana: Ben Rasûlullâhtan bir şeyler işitmedim, fakat ondan işitenden işittim dedi. Öyleyse bu işittiklerini anlat dedim. Bana şöyle dedi: Ben kendi nefsime yeni bir kapı açmak istemiyorum kadı, müfti ya da muhaddis olmak istemiyorum. Nefsimin yeteri kadar meşgalesi vardır zaten. Öyleyse Kurandan birkaç âyet oku dedim. Şöyle dedi: Rabbimin sözleri en doğru sözlerdir. En faziletli kelam Onun kelamıdır. En sağlam sözler Onundur. Sonra eûzu besmele çekerek Duhan sûresinin ilk kırk iki âyetini okudu. Bitirir bitirmez de bir çığlık attı ve bayıldı. Ben öldü sandım. Sonra uyandı ve Ey kardeşim, ben zâten üzüntülüyüm. Tek başıma yaşamayı daha çok seviyorum. Bana bir şey sorma dedi. Ben: Bana dua et dedim. Şöyle dua etti: Allahım! Bu kardeşim Senin rızân için beni ziyaret ettiğini ve beni sevdiğini söylüyor; onun işlerini düzelt ve cennetine girdir. Sonra yola koyulduk. İkimiz de ağlıyorduk. Ayrıldık rüyada hariç bir daha da görüşemedik.
2023. Muğîrenin haber verdiğine göre Üveys el-Karanî elbiselerini tasadduk etmiş ve çıplak kaldığı için Cumaya gidememiştir.
2024. Abdullah b. Seleme der ki: Hz. Ömer zamanında Azerbaycanda savaşıyorduk. Yanımızda Üveys el-Karanî de vardı. Derken hastalandı ve çok geçmeden vefat etti. Bir yere indirdik. Bir de ne görelim. Kazılmış bir kabir, hazır su ve kokulu kefen. Yıkadık, kefenledik ve namazını kıldıktan sonra defnettik. Daha sonra bazılarımız tekrar dönüp kabrini iyi tespit edelim de gelir istiğfar dileriz dedik, döndüğümüzde kabri ne de izlerini yerinde bulamadık.
2025. Useyr b. Câbir şöyle demiştir: Yemenden heyetler geldikçe Hz. Ömer onlara: İçinizde Üveys b. Âmir el-Karanî var mı? diye sorardı. Nihayet birgün ona denk geldi. Ona: Sen Üveys b. Âmir misin? dedi. O: Evet karşılığını verdi. Ömer: Teki sen Murâd ve Karn kabilelerinden misin? dedi. O: Evet cevabını verdi. Ömer: Sen hiç alaca hastalığına tutuldun da dirhem miktarı yer dışında şifâyâb oldun mu? diye sordu. O yine: Evet dedi. Bunun üzerine Ömer: Rasûlullâhın (s.a.s) şöyle dediğini işittim: Size Yemen heyetleri içinde Murâd ve Karn kabilelerinden olan Üveys el-Karanî isminde biri gelecektir. Alaca hastalığına mübtelâ olmuş; ancak dirhem miktarı yer dışında şifâyâb olmuştur. Kendisinin çok hürmet ettiği bir annesi vardır. Üveys bir konuda şöyle olacak diye dua etse Allah onu sözünde doğru çıkartır. Eğer kendin için istiğfar diletebilirsen bunu yap.(3) Hz. Ömer devamla: Bizim için istiğfar dile dedi ve ona: Ne tarafa gidiyorsun? diye sordu. Kûfeye cevabını verdi. Ömer: Senin için Küfe valisine bir mektup yazayım mı? dedi. Üveys: Halkın arasında olmayı tercih ederim karşılığını verdi. (Ravi diyor ki:) Ertesi sene, Kûfenin ileri gelenlerinden bir zat hacca geldi ve Ömerle karşılaştı. Ömer ona Üveysi sordu. Adam: Yoksul ve muhtaç bir vaziyette dedi. Ömer de ona Râsûlullâhın (s.a.s) yukarıda geçen sözlerini nakletti. Adam Kûfeye döner dönmez Üveysin yanına gitti ve Benim için istiğfarda bulunur musun? dedi. Üveys: Sen daha yeni hayırlı bir yolculuktan döndün, asıl sen benim için istiğfar dile dedi ve Ömerle karşılaşıp karşılaşmadığını sordu. Adam, Evet deyince onun için istiğfarda bulundu. İnsanlar durumu sezince yüzünü dönüp gitti. (Ravi diyor ki:) Üzerinde bürd denilen bir elbise vardı. Onu görenler: Üveys bunu nereden bulmuş? diyorlardı.
2026. Atâ el-Horasânînin rivayet ettiğine göre, Üveys el-Karânînin yanında hacdan söz açılır. Kendisine: Sen hacca gittin mi? diye sorarlar, Hayır der. Sebebini sorduklarında, sükût eder. Orada bulunanlardan birisi: Binek benden der. Birisi de: Masraf benden der. Diğeri de: Azık benden der. Üveys de kabul eder ve böylece hacca gider.