Ve aleyküm selâm, yâ veledî !

Medîne'ye geldiği zaman, kalacak bir yer bulamadı. Seyyidler için ayrılmış bir oda olduğunu duydu ve oraya gitti. Orada bulunanlar, seyyid olduklarını ve odanın kendilerine tahsis edildiğini söyleyerek, Emîr Sultan'ı yanlarına almak istemediler. Emîr Sultan onlara; "Ben de seyyidim." dedi ise de dinlemediler. Hattâ;
"Senin seyyid olduğunu burada kim bilir? Seyyid olsaydın hâlinden belli olurdu." dediler. Emîr Sultan onlara;
"Ben de burada, Allah'ın garib bir kuluyum. Bizim yolumuzda gurûr ve kibir yoktur. Gelin berâber kâinâtın efendisi Resûlullah efendimizin türbesine gidelim. Selâm verelim. Hangimizin selâmına cevap verirse, onun nesebinin sahîh olduğu belli olsun." dedi. Bu teklif üzerine, onlar türbeye dahî gitmeden, yüzlerini Resûlullah efendimizin türbesine dönerek;
"Esselâmü aleyke yâ ceddî!" dediler. Fakat hiçbirine cevap gelmedi. Emîr Sultan, ihlâs ve şevkle;
"Esselâmü aleyke, yâ ceddî!" dedi. Resûl-i ekrem mübârek sesiyle;
"Ve aleyküm selâm, yâ veledî!" diye cevap verdi. Bunun üzerine orada bulunanlar, görünüşte fakîr ve hakîr gibi olan Emîr Sultan karşısında büyük bir mahcûbiyet duydular ve af dilediler.