Muridan
Zigana Dağı'nda Bir Allah Dostu ve Müridleri | Abdullah Demircioğlu

Zigana Dağı'nda Bir Allah Dostu ve Müridleri | Abdullah Demircioğlu

Daha yükseklere, daha yükseklere!

Mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretleri, Arsin'de müftülük yaptığım dönemde manevî evlatlarını görmek ve onları manen teftiş etmek ve mana aleminde yüksek rütbe vermek maksadıyla İstanbul'dan Trabzon'a teşrif buyurdular. O gelmeden önce iç dünyamda müthiş bir coşku yaşıyordum. Patlamaya hazır bir volkan gibi hasretle yolunu gözler olmuştum.

Bu ziyaretten çok daha önce, henüz Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsünde talebe iken kendisinden inabe aldıktan sonra, içim içime sığmaz olmuştu. Sanki ruhum bedenime dar geliyordu. Rabbimden arzu ve isteğim; bir geda gibi ona ve yolumuza hizmet etmek, bu güzel tasavvuf yolunu tanımayanlara yolumuzu ve mürşidimizi bütün dünyaya tanıtmaktı.
Kendisi İstanbul'da ikamet ettiğinden, bu fakir de Trabzon'daki görevi hasebiyle zaman zaman kendisine yazdığım mektuplarla muhaberatımızı sürdürürdük. İlk günden beri yevmî zikrimi ve rabıtamı aksatmaksızın manevî irtibatımızı devam ettirdim. Ona karşı duyduğum tarifsiz sevgi ve muhabbet ise günden güne artarak devam etti.

Ve o dönemde Hacı Mustafa Hayri Baba ve ihvanlarla birlikte toplu zikir yapmak üzere Zigana Dağı'na çıkılmasına karar verildi. Kendisi, bu fakirin ve zevcemin (manevî kızının) aynı arabada bulunmasını istedi. Birlikte Zigana Dağı'na doğru yola çıktık. Hâlâ o gür ve Dâvûdî sesiyle söylediği, "Daha yükseklere, daha yükseklere!" sözü yaklaşık elli senedir kulaklarımda yankılanmaktadır.
O gün bunun hakikatini tam olarak idrak edememiştik. Fakat bugün, merhum mürşidimin maneviyattaki makamına yakışır bir yer seçmek ve zirveye kadar çıkıp Allah nidâsının bütün dünyada yankılanmasını arzu ettiğini simdi çok daha iyi anlıyorum. Çünkü maneviyatta zirveye ulaşmış bir mürşid-i kâmil, elbette buna uygun bir mekân seçer.

Zigana Dağı'na vardığımızda halka-i zikir yapmak üzere oturduk. Heybetli Zigana Dağı'nın üzerinde çoğu zaman sis eksik olmazdı. Biz de zikre başladık. Çünkü mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretleri böyle emir buyurmuştu ve biz de bu emre uymakla mükelleftik.
Feyizli ve coşkulu geçen zikir sona ermek üzereyken musafaha yapılmaya başlandı. Bu sırada bazı ihvanlar arabalarından inerek musafahaya katılmak istediler. Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretleri onlara:
"Evladım, biz musafahamızı yaptık."
buyurarak kendileriyle musafaha etmedi.
Sonradan öğrendiğimize göre bu ihvanlar, yaz mevsimi olmasına rağmen Zigana Dağı'ndaki yoğun sis ve soğuk sebebiyle üşümüş, halka-i zikirden ayrılarak arabalarına binmişlerdi. Zikrin sonuna doğru ise musafaha kısmına katılmak üzere tekrar gelmişlerdi. Buna vâkıf olan mürşidimiz, onlara son derece nazik bir üslupla asla unutulmayacak bir ders verdi.

Bu derslerden bazıları şunlardır:
• İnabe aldığınız mürşidinize sadakatle bağlı kalmak,
• Onun tavsiyelerine uymak,
• Halka-i zikirden izin ve müsaade olmaksızın ayrılmamak,
• Kalben dahi olsa ona itiraz etmemek,
• Şer'î meselelerde Allah'ın ve Resûlü'nün hükümlerine teslim olmak,
• En nihayetinde ise Cenâb-ı Hakk'ın takdirine rıza göstermektir.
Başlangıçta Zigana Dağı yoğun sis altındaydı. Ancak zikrin sonunda o sisli ve soğuk hava dağıldı; yerine güneş doğarak bizi ısıttı. Bu, Cenâb-ı Hakk'ın salih kuluna ve onun bağlılarına birer ikramı olsa gerek.

Dağlar deyip geçmeyelim! Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:
اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِ
(Sâd Sûresi, 38/18)
"Şüphesiz biz dağları onun emrine vermiştik; akşam sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi."
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurmuştur:
هٰذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ
(Sahih Buhari, Hadis No: 2889, 3367)
"Biz Uhud'u severiz, Uhud da bizi sever."
Sevgili Peygamberimizin bu mübarek hadisinden mülhem olarak mürşidim Hacı Mustafa Hayri Baba Hazretleri, Zigana'da yapılan bu feyizli ve bereketli zikirle Zigana Dağı'nı sevdi ve onu bu zikre şahit tuttu. O, Zigana'da yapılan bu zikrin tadını bizlere tattırdığı için biz de Zigana'yı sevdik ve bu manevî hâle şahit olduk.
وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ
"Şahit olana ve şahit olunana andolsun."
(Burûc Sûresi, 85/3)

 

ABDULLAH DEMİRCİOĞLU EFENDİ HAZRETLERİ

Top