فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ  ·  "Beni zikredin ki Ben de sizi anayım" (Bakara, 152)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Ey Ali! Musa'ya Göre Harun Olmak İstemez misin?

Yazar: Editör 29 Ekim 2012 32.653 okunma
Ey Ali! Musa'ya Göre Harun Olmak İstemez misin?
Yazı boyutu

Bu esnada Hz. Peygamber ile Hz. Ali arasında geçen bir konuş­mayı kaynaklar naklederler. Hz. Ali, bu zamana kadar cereyan eden bütün gazalara katılmıştı. Bu yüzden Medine’de kalmaya taraftar değildi. Hz. Peygamber’le seferde bulunmak istiyordu. Hele hele böylesine güç şartlar altında hazırlanan İslâm ordusu, meşak­katlerle mücadele ederken, Medine’de oturup kalmaya gönlü razı olmuyordu. Münafıklar da Hz. Ali gibi bir kahramanın böylesine bir görevle bırakılışını, küçümsemeye vesile edindiler, Hz. Ali’nin faal vazifeden menedildiğini, pasifize edilerek şehirde kalmaya mahkûm edildiğini iddia ettiler. Bunun üzerine Hz. Ali, silâhlana­rak İslâm ordusuna yetişti ve Resûl-i Ekrem’e: “Ya Resûlellâh! Be­ni çocuklar ve kadınlar arasında vekil mi bırakıyorsunuz?” diye sormaktan kendini alamadı. Yani aslında O: “Ne olur benim de ga­zaya katılmama müsaade ediniz!” demek istiyordu. Hz. Ali’nin mak­sadını bilen Sevgili Peygamberimiz, ona şöyle iltifat buyurdu:

“Ey Ali, bana nisbetle sen, Musa’ya nisbetle Harun derecesinde olmağa razı olmaz mısın? Şu kadar ki, benden sonra Peygamber yoktur.”[2] Böylece münafıkların tahrikleri sonuçsuz kaldı. Zira Hz. Ali’nin Medine’de kalışı, devletin bekası için büyük önem taşı­yordu. Ordunun gerisinde kalan kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar ve hastaların korunması, dînî ve dünyevî işlerin tanzimi, münafık fe­sadının önlenmesi, dış saldırılara karşı şehrin savunulması ve ben­zeri hususları, diğer görevlilerle beraber Hz. Ali yürütecekti.

[1] İbn Hişâm, IV, 163. İbnü’l-Esîr’e göre idârî işler için Medine’de Siba’ b. Urfuta bırakılmıştır. Hz. Ali’nin de hem yönetim işleri hem de Ehl-i Beyt’e hizmet için görevlendirildiği söylenir. Ayrıca bunlar arasında İbn Ümmü Mektum da vardır. Bk. Halebî, NI, 131; Meâlimü’l-Yakîn, 147.

[2] İbn Hişâm, IV, 163; Halebî, NI, 133; İbnü’l-Esîr, II, 278; Tecrîd, X, 418. h. no: 1658.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Detay: Çerez Politikası