فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ  ·  "Beni zikredin ki Ben de sizi anayım" (Bakara, 152)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

İster misin Rasûlullâh Baban Olsun?‏

Yazar: Editör 12 Ağustos 2026 24.651 okunma
İster misin Rasûlullâh Baban Olsun?‏
Yazı boyutu

O yavrucak cevabında:

Efendim, bugün bayram onların, neşeli günler onların. Elbetteki bayram onlara. Zira, kendilerinin ana ve babaları var. Benim ise kimsem yok. Babam bir muharebede şehit düşmüş, annem bir zata vardı, üvey babam bana bakmıyor, beni sokağa bıraktılar. Benim de babam olsaydı şimdi ben de bayram yapardım. Bayram benim neyime? Garibin bayramı ekmek bulduğunda, sırtına elbise, ayağına ayakkabı giydiğinde olur. Benim ise babam yok, karnım aç, ayağım çıplak, sırtım açık nasıl oynayabilirim? dediğinde;

Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- gözyaşlarını tutamayıp mübarek sakalı üzerine dökülüverdi. Nasıl dökülmesin, bu yetimin zârından arş-ı âlâ titremiş, kürsiy-i ilâhî yerinden oynamıştı. O raûf, rahîm olan onsekiz bin âleme rahmet olarak gönderilen şefik, bu hale ağlamaz mıydı? Kalbinde merhamet, şefkat, iman bulunan her insan bu hale ağlardı.

Rasûlullâh -aleyhisselâm- o yavruyu saçlarından okşayarak:

İster misin bundan sonra senin baban Rasûlullah, anan Aişe, ablan Fatıma, enişten Haydar-ı kerrar, kardeşlerin cennetin delikanlıları olan Hasan ve Hüseyin olsun deyince, çocuk efendimize hitaben:

Sen Allah’ın Rasûlü Muhammed -aleyhisselâm- mısın? deyip Efendimiz’in ellerine sarıldı. Efendimiz bu yavruyu elinden tutup hane-i saadete götürdü. İşte, Muhammed ümmeti olan, önderine uyarak Rasûlünün yaptığını yapar.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Detay: Çerez Politikası