فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ  ·  "Beni zikredin ki Ben de sizi anayım" (Bakara, 152)
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

Selam Verme ve Almanın Hükmü ve Âdâbı

Yazar: Editör 12 Ağustos 2026 11.741 okunma
Selam Verme ve Almanın Hükmü ve Âdâbı
Yazı boyutu

Selam verilirken de:

1- Binitli olan, yayaya,
2- Yaya, oturana,
3- Azlık, çokluğa(1),
4- Yaşça küçük olan, büyük olana önce selam verir.(2)

5- Selamı, cemaat içinden birisine tahsis ederek vermek mekruhtur ve Kıyamet alâmetlerindendir.(3)

6- Tanıdığına ve tanımadığına selam vermek İslâm’ın hayırlı hasletlerindendir.(4)

7- Peygamberimiz aleyhisselam; Mekke’nin fethinde yanına gelen ve kendisine selam veren amcası Ebu Talib’in kızı Ümmü Hani Hatuna:

“Merhaba, hoşgeldin Ümmü Hani!” buyurdu.(5)

Yanına geldikçe Hz. Fâtıma’ya da:

“Merhaba kızcağızım!” buyurup, onu sağına veya soluna oturttuğu bildirilmektedir.(6)

8- Müslüman olmayanların verdikleri selama “ve aleyküm!” denilerek mukabele edilir.(7)

9- Mü’min kardeşi ile selamlaşmak, musafaha ile tamamlanır.(8)

Musafaha; iki kişinin, esenleşmek için birbirlerinin ellerini-avuç içleri birbirine yapışacak biçimde-tutuşmalarına ve yüz yüze gelmelerine denir.(9)

10- Enes b. Malik der ki:

“Biz:

Yâ Rasûlallah! Bazımız bazımıza (hürmeten) eğilebilir mi?’ diye sorduk. Resûlullah aleyhisselam: ‘Hayır!’ buyurdu.

[11-12.] ‘Bazımız bazımızla kucaklaşabilir mi?’ diye sorduk. Resûlullah aleyhisselam: ‘Hayır! Fakat musafaha ediniz!’ buyurdu.”(10)

“Bir adam:

‘Yâ Rasûlallah! İçimizden biri, bir din kardeşi veya bir dostu ile karşılaşınca, ona (hürmeten) eğilebilir mi?’ diye sordu. Resûlullah aleyhisselam: ‘Hayır!’ buyurdu.

‘Onu kucaklayabilir ve öpebilir mi?’ diye sordu. Resûlullah aleyhisselam: ‘Hayır!’ buyurdu. Adam:

‘Onun elini tutar ve kendisi ile musafaha yapabilir mi?’ diye sordu. Resûlullah aleyhisselam: ‘Evet!’ buyurdu.”(11)

13- Ebû Mes’ûd el-Ensârî der ki: “Bir gün, Berâ’ b. Âzib’e rastlamıştım.

Bana selam verdi. Elimi tutup yüzüme güldü ve:

‘Sana niçin böyle yaptım, biliyor musun?’ diye sordu.

Ona:

‘Bilmiyorum! Fakat senin her yaptığın şeyde hayırdan başka bir şey görmem!’ dedim.

Bunun üzerine:

‘Resûlullah aleyhisselam da, bana rastlayınca, sana yapmış olduğumun tıpkısını bana yapmış ve niçin böyle yaptığını benden sormuştu.

Ben de senin şimdi bana söylemiş olduğun gibi söylemiştim.

Resûlullah aleyhisselam da:

‘Müslümanlardan iki kişi karşılaşır da, birisi öbür arkadaşına selam verir ve elini tutarak musafaha yaparsa, Yüce Allah onların günahlarını -onlar daha birbirlerinden ayrılmadan önce- bağışlar’ buyurmuş­tu, dedi.”(12)

Berâ’ b. Âzib’in kendisi de:

“Resûlullah aleyhisselam:

‘Birbirlerine kavuşup da musafaha yapan iki Müslüman yoktur ki, onlar daha birbirlerinden ayrıl­madan önce günahları bağışlanmış olmasın!’ buyurdu” demiştir.(13)

14- Küçük çocuklarla musafaha yerine onların üç kere başları sığanır, okşanır, kendileri için “Allah, sana bereket versin!” diyerek dua edilir.(14)

15- Erkeklerin kadınlarla musafaha yapmaları, el sıkışmaları caiz değildir.

Esma binti Zeyd Hatun, Peygamberimiz aleyhisselamın bey’at etmek isteyen Ensar kadınlarına:

“Ben kadınlarla musafaha yapmam!” buyurduğunu(15);

Hz. Âişe de, Peygamberimiz aleyhisselamın, kadınlardan bey’at alırken bile elinin onlardan hiçbirinin eline(16), avucunun onlardan hiçbirinin avucuna(17) değmediğini bildirmiş(18);

“Bey’atını sözle aldığı her kadına(19): ‘Git, senin bey’atını aldım’ buyururdu” demiştir.(20)

16- İslâm’da ilk topluca musafaha, Medine’ye geldikleri zaman, Yemenliler tarafından yapılmıştır.(21)

Deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Detay: Çerez Politikası