Muhterem hocamız, Ramazan-ı Şerif’e hazırlık mahiyetindeki hutbesinde, orucun farziyeti ve hikmeti ayet ve hadisler ışığında ele alınarak onun takvaya vesile bir kulluk şuuru olduğu vurgulandı; Ramazan’ın rahmet, Kur’an, tövbe ve istiğfar ayı olduğu hatırlatılarak gafletten uyanma ve ahiret bilinci üzerinde ve muhtelif konulardan bahsediyor.
Hocamız irad buyurduğu hutbede, Ramazan-ı Şerif öncesi gafleti terk edip ibadete sarılmayı, kabir hakikatini unutmamayı ve “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” şuuruyla Allah’a dönüşü hatırlattı; Allah’ın ipine sımsıkı tutunup tefrikadan kaçınmayı, namazı huşû ile eda etmeyi, tövbe ve istiğfarı geciktirmemeyi öğütleyerek ümmetin birlik ve dirliği için dua ettiler...
Bu hutbede Abdullah Demircioğlu Hocamız, cuma hutbesinin namaz hükmünde bir ibadet olduğunu; huşû ile dinlenmesi gerektiğini vurgulayarak, kurtuluşun samimi tövbe ve istiğfarda olduğunu, özellikle Ramazan’a yaklaşırken bu ilâhî fırsatın değerlendirilmesini hatırlatmaktadır.
Abdullah Demircioğlu Hocamız bu çay sohbetinde, insanın amelinden bizzat sorumlu olduğunu, az da olsa devamlı amelin kıymetini ve fertte başlayan bozulmanın toplumu kuşatıp ilâhî akıbeti kaçınılmaz kıldığını hatırlatıyor.
Bu hutbede Abdullah Demircioğlu, İslâm’da sevgi ve saygının aile ve toplum huzurundaki temel rolünü vurgulamakta; Müslümanın ölçüsünün elinden ve dilinden kimseye zarar vermemek olduğunu hatırlatarak takvaya, tövbe ve istiğfara, zikre, duaya ve birlik şuuruna davet etmektedir.
Bu sohbet; tasavvuf yolunda yaşanan kabz ve bast hâllerinin hikmetini, kulun bu hâller karşısındaki duruşunu ve esas olanın hâl değil istikamet olduğunu, ilmî ölçüler ve sohbet diliyle ele almaktadır.
Efendimizin yüreğinden ve nurundan bir parçadır Hz. Fâtıma. Sevgi, şefkat, sadakati ve tavrındaki benzerliğiyle; “Babasının annesi”dir.
Hazreti Meryem’in saadet asrına izdüşümüdür.
Sevenini cehennemden uzak tutandır...