Bu etkileyici konuşma, Ramazan’ın son gecesinde yapılan en anlamlı hatırlatmalardan birini sunuyor. İnsanlara kendilerini sorgulatan, geçmişle yüzleştiren ve geleceğe umutla bakmayı öğreten sözlerle dolu. Kalbinize dokunacak bu nasihatleri kaçırmayın...
Bu etkileyici dua, çaresizlik anlarında Allah’a sığınmanın en derin halini yansıtıyor. “Hasbiyallahu ve ni’mel vekil” sözleriyle güveni, sabrı ve teslimiyeti hatırlatan bu içerik; zulüm karşısında umut arayanlara güçlü bir manevi destek sunuyor. Kalbinizi rahatlatacak ve içinize huzur verecek bir ya..
Kadir gecesinin huzurlu atmosferinde, çay eşliğinde gerçekleşen bu sohbette; Peygamber Efendimize duyduğu derin muhabbetle tanınan Yaman Dede’nin hayatından ve Rasûlullah aşkını dile getiren mısralarından bahsediliyor. Gönlünden taşan muhabbeti şu içli ifadelerde yankı bulur: “Gönül hûn oldu, şevkin..
Allâhümme inneke afüvvün thibbü’l-afve fa‘fu annî..
Muhterem Hocamız hutbesinde insanın yaratılış gayesini ve gerçek huzurun ibadetle elde edileceğini anlatarak; namazın kötülüklerden koruyan bir kalkan, zekâtın merhamet ve paylaşma vesilesi, orucun sabır ve takva terbiyesi olduğunu; zikir ve tövbenin ise kalbi dirilttiğini hatırlatıp müminin ibadetl..
Kadiri Tarikatı’nin toplu zikir usûlü olan Kadirî devranı, kalbi gafletten uyandırmayı ve ruhu ilâhî huzura taşımayı amaçlar. Halka olarak ve teslimiyet içinde icra edilen bu zikirde, çeşitli esmalar, tevbe, salât-ü selam ve ilâhî sözler tekrarlanır. Bu yol, pîri Abdülkadir Geylânî Hazretleri’ne nis..
Abdullah Demircioğlu’nun bu cuma hutbesinde, Ramazan’a yaklaşırken mescitlerin ehemmiyeti hatırlatılarak Tevbe Suresi 18. Ayet çerçevesinde mescitleri imar eden müminlerin vasıfları anlatılmakta; Ramazan’ın bir fırsat olduğu, camilerin kalbi dirilten mekânlar olduğu, camiye yürüyenlere müjdelenen se..
Muhterem Hocamızın çay sohbetinde tasavvufun letâif ve incelikleri ele alınmakta; mürşidi Hacı Mustafa Hayri Efendi Hazretleri’nden nakiller yapılmaktadır. Sohbette ayrıca Said Nursî’nin “Zaman tasavvuf zamanı değildir.” sözü üzerine değerlendirmeler yapılırken, tasavvufun dinin kalbî boyutu olduğu,..
Bu bölümde; zikrin dilde kalmayıp kalpten ve bilinçle yapılması, edep ve huşû içinde ahenkle icra edilmesi, istikrarlı bir zikir hayatının kalbi arındırdığı ve iman–Kur’an çizgisinde velâyet yolunun gayret eden herkese açık olduğu vurgulanmaktadır...
Bu derste; dua, zikir ve salavatla kalplerin hazırlanması, tekbir ve zikirde edep, ahenk ve nefes dengesinin korunması, cemaatle yapılan zikrin huşû, birlik ve kalbî arınmayı güçlendirmesi gerektiği vurgulanmaktadır...
Abdullah Demircioğlu hutbesinde, Kur’an’ın fedakârlık, ihlas, merhamet ve kardeşlik ilkelerini ele alır. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın, Hasan ve Hüseyin’in hastalığı vesilesiyle iftarlarını miskin, yetim ve esire vermeleri örneği üzerinden, amellerin yalnızca Allah rızası için yapılması gerektiğini vurg..
Abdullah Demircioğlu Hocamız bu hutbede, Allah’a hamd ve Resûlullah’a salât ile başlayarak Peygamber Efendimizin ümmetine düşkünlüğünü ve onun en güzel örnek olduğunu hatırlatıyor. İnsanların malları ve canlarıyla imtihan edildiğini, sabredenlerin müjdeleneceğini; gece ve gündüzün, uyku ve dinlenmen..
Hocamız hutbesine hamd ve salâtla başlayıp Kur’an tilaveti ve özellikle Yâsîn sûresinin bereketini vurguladığını; Fâtiha’nın namazın özü ve şifa olduğunu hatırlattığını; merhamet, tefekkür, kıyamet bilinci, Kur’an’ın kalbi olarak Yâsîn’in fazileti, cennet nimetleri, tövbe ve sadaka gibi konuları ele..
Abdullah Demircioğlu Hocamız hutbesinde, imanın kalpteki önemini, Allah’ı zikretmenin huzur ve selamet getirdiğini; helal ve haramı gözetmenin, şüpheli işlerden kaçınmanın gerekliliğini vurgulayan ve Peygamber Efendimizin kalbin temizliğinin bütün insanın ahlak ve imanını etkilediğine dair hadisini ..
Bu dûa toplu zikir sonrası 14.09.2025 tarihinde Belçika - Gent şehrindeki dergahta yapılmıştır...
Resûlullah (s.a.v.) hayatının her anını Allah’ı zikrederek geçirir, hiçbir zaman gaflete düşmezdi. Abdullah Demircioğlu’na göre zikir, sadece dil ile yapılan bir ibadet değil; kalbin, davranışların ve bilincin Allah’a yönelmiş haliydi. Bu hal, sahabelere de sirayet etmişti. Dolayısıyla Müslüman, Res..