Muridan
Akıllı Kişi

Akıllı Kişi

...tıpkı bunun gibi, Allah dostları kervanına katılabilmek için de önce bir temele ihtiyaç vardır.

 Benim söylediklerimle amel etmeyen, onları anlayamaz. Ancak amel ederse anlar.

 

 Çalış, ileri atıl! Ara. Zira hiçbir şey, sana kendiliğinden gelmez. Nasıl ki, rızık elde etme hususunda külfete katlanıyorsan, aynen bunun gibi, sâlih ameller işlemek için de külfete katlanman gerekir.

 

 Senin amellerinin sûret ve şekli değil, bilakis manası makbul ve muteberdir. Amellerde esas olan şekil ve suret değil, tersine mana ve ruhtur.

 

 Akıllı kişiler olunuz. Akıllı kişiler gibi hareket ediniz. Siz, amellerinizle Allah’a karşı âdeta övünüyorsunuz. Hâlbuki Allah’ın nazarında sizin o amellerinizin bir sinek kanadı kadar değeri yoktur. Meğerki gerek halvet, yalnızlık anlarınızda ve gerekse bütün diğer hallerinizde Allah’a karşı hep ihlâsla, içtenlikle hareket etmiş olasınız.

 

 Hiç tükenmeyen hazine sıdktır, doğruluktur, ihlâstır, İzzet ve Celâl sahibi Allah’tan korkmaktır, yalnız ve ancak O’ndan ummak ve her ahvalde O’na dönüp, O’na teslim olmaktır.

 

 Unutma ki ilim ve bir de bilmediğin hususlarda teslimiyet, İslam’ın ta kendisidir.

 

 İnsanlarla, hem ilme, hem amele, hem de ihlâsa sahip bir dille konuş. Amelsiz, sadece ilme sahip bir dille konuşma. Zira böyle bir dil ne sana fayda verir, ne de yanındakilere.

 

 Amelsiz ilmin bereketi gider. Kendisi ise senin aleyhinde delil olarak ortada kalır. İlmine meftun bir âlim olursun. İlmin ağacı senin yanında kalır, meyvesi ise yok olur gider. Çünkü onun meyvesi ameldir. İlminle amil olmayınca, meyve yok demektir.

 

 Allah’tan, kendi huzurunda senin için bir hal ve makamı nasip etmesini iste. Eğer sana bu makamı nasip ederse, bu sefer de onu gizlemeyi iste. Zira Allah ile arandaki bir şeyi açığa vurmaktan hoşlanman, senin mahvolmana sebep olur.

 

 Neticesinden emin olmadıkça ve Allah’tan kalbine kesin bir işaret gelmedikçe konuşma, bir cümle bile sarf etme. Düşün bir kere: Eğer evinde yiyecek bir şeyler hazırlamamışsan, bir kısım insanları orada yemeğe nasıl davet edebilirsin? Nasıl ki bir bina inşa edileceği zaman önce temele ihtiyaç varsa ve bina ancak temelin üzerinde yükselebiliyorsa, tıpkı bunun gibi, Allah dostları kervanına katılabilmek için de önce bir temele ihtiyaç vardır.

 

 Önce kalp arazini kaz. Ta, ondan hikmet suyu fışkırıncaya kadar. Sonra ihlâs, mücâhede ve sâlih amellerle binayı yap. Ta, köşkün yükselinceye kadar. İşte bundan sonra da insanları oraya çağır, davet et.

 

 Allah’ım! Bizim amellerimizin ruhsuz cesetlerini Senin ihlâsının ruhu ile ihya et, dirilt.

 

 Halk senin kalbinin içinde olduktan sonra, onlardan ayrı kalmak ve halvete çekilmek sana ne fayda verir ki?

 

 Uzuvların ilacı, onların günah işlemesine engel olmaktır. Uzuvlarının günah işlemesine meydan bırakmayan kişi, onların devasını vermiş demektir. Mesela sen, elini haramdan, başkalarının hakkına uzanmaktan, başkalarına zulüm ve haksızlık etmekten alıkoyarsan, işte o zaman onun devasını vermiş olursun.

 

 Pîr Abdulkâdir Geylânî, Fethu’r-Rabbânî

Top