Allâhümme inneke afüvvün thibbü’l-afve fa‘fu annî
Ey aziz kardeşim! Bil ki bazı geceler vardır ki Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretinin tecellisi o vakitlerde daha ziyade zuhûr eder. İşte Kadir Gecesi de o mübarek vakitlerdendir. Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlüne şahitlik eden bu gece hakkında Hak Teâlâ şöyle buyurur:
“Şüphesiz biz onu Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadr, 97/1–3)
Bu gece, gaflet uykusundan uyanmak, kalbi Hakk’a yöneltmek ve kulluğun hakikatini yeniden hatırlamak için büyük bir fırsattır. Zira Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Kim Kadir Gecesi’ni iman ederek ve sevabını Allah’tan umarak ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Müslim)
İmdi ey hakikat talibi! Bu mübarek vakitleri ganimet bil; kalbini dünya meşgalesinden arındır, Kur’ân tilâveti, zikir ve dua ile Rabbine yönel. Zira kalbin dirilişi, Hakk’a rücû ile başlar.
Ey aziz kardeşim! Bil ki bu dünya bir menzil, insan ise o menzilden geçip giden bir yolcudur. Yolcu, gideceği menzili unutursa yolda oyalanır; lakin menzilini hatırlayan kimse adımını şaşırmaz. Kul için gerçek menzil, Hakk’a vuslattır. Bu vuslatın yolu ise kalbin tasfiyesi, nefsin tezkiyesi ve Rabbe ihlâs ile kulluk etmektir.
Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:
“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56)
Demek ki insanın yaratılış gayesi kulluktur. Lâkin kulluk yalnız zahirî amellerden ibaret değildir. Kulluk, kalbin Hakk’a yönelmesi, nefsin hevasından kurtulması ve her hâlde Rabbini hatırlamasıdır. Zira kalp dirilmeden amel kemâle ermez.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır. O salih olursa bütün beden salih olur; o bozulursa bütün beden bozulur. İşte o kalptir.” (Buhârî, Müslim)
Öyleyse ey talib-i hakikat! Evvela kalbine nazar eyle. Kalbini dünya sevgisiyle doldurma. Dünya sevgisi kalbe girdi mi, marifet nurları orada karar kılmaz. Kalbi dirilten şey ise zikirdir. Zira Hak Teâlâ buyurur:
“Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra’d, 13/28)
Zikir, kalbin gıdasıdır. Nasıl ki beden gıdasız yaşayamaz, kalp de zikirsiz dirilik bulamaz. Zikirle meşgul olan kalp yumuşar, göz yaşarır, gönül Hakk’a yönelir. Böyle bir kalpte kibir barınmaz, hased tutunmaz, dünya sevgisi kök salamaz.
Ey kardeşim! Bu yolda en büyük azık ihlâstır. Amelin çokluğu değil, ihlâsı makbuldür. Zira Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur:
“Ameller niyetlere göredir.” (Buhârî, Müslim)
Nice amel vardır ki zahirde büyük görünür; lakin ihlâs bulunmadığı için Hak katında kıymet bulmaz. Nice küçük amel de vardır ki ihlâs ile yapılınca arşın katına yükselir.
Tasavvuf ehlinin yolu, işte bu ihlâsı tahsil yoludur. Bu yol; nefsi kırmak, kalbi arıtmak ve gönlü Hakk’a bağlamak yoludur. Edep bu yolun kapısıdır. Edebi olmayan kimse marifet kapısından içeri giremez. Zira edep, kulun Rabbine karşı haddini bilmesidir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurur:
“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta)
Öyleyse ey gönül ehli! Güzel ahlâk ile süslen. Kalbini kin ve düşmanlıktan temizle. Müminlere merhametli ol, mahlûkata şefkatle muamele eyle. Zira Hak yolunun nişanı, merhamet ve tevazudur.
Bil ki bu yolun nihayeti muhabbetullâhtır. Kul Rabbini tanıdıkça O’nu sever; sevdikçe de O’na yaklaşır. Kalp muhabbet ile doldu mu dünya gözden düşer, ahiret gözde büyür.
Hak Teâlâ bizleri kalbini arındıran, zikriyle dirilen ve ihlâs ile kulluk eden bahtiyar kullarından eylesin. Gönüllerimizi Kur’ân nurlarıyla ihya eylesin. Nefsimizi bize musallat eylemeyip bizi kendi rızasına erişen kullarından kılsın.
Bu mübarek Kadir Gecesi’nde kul, Rabbine yönelip af ve mağfiret talep etmelidir. Nitekim Hz. Âişe Validemiz (r.a.), Resûlullah Efendimiz’e: “Yâ Resûlallah! Kadir Gecesi’ne erişirsem nasıl dua edeyim?” diye sorduğunda Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Allâhümme inneke afüvvün thibbü’l-afve fa‘fu annî.”
“Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin; beni de affeyle.”
(Tirmizî)
Cenâb-ı Hak bizleri bu gecenin feyz ve bereketinden hissedar eylesin; affına ve mağfiretine mazhar olan kullarından kılsın. Âmin.