Muridan
Evliyânın Kerameti Haktır

Evliyânın Kerameti Haktır

Son zamanlarda yine tartışma konusu olanlardan biri de evliyânın kerameti meselesidir. Akaid kitapları; “kerâmetü’l-evliyâi hakkun/evliyânın kerametinin hak” olduğunu zikrederler. Cenâb-ı Allah Kuran-ı Kerim’de:

 

“Zekeriya (a.s.) her ne zaman O’nun, yani Meryem’in yanına gelirse orada bir rızık bulurdu”(1) buyuruyor.
 
Peygamberimizin (s.a.s) mucizelerinden buna benzer çok olay bize kadar gelmiştir. İşte onlardan bir tanesi “Cefne” yani çanak mucizesidir. Bu olay şöyle olmuştur:
 
Peygamberimiz (s.a.s) bir gün acıkmışlardı. Bu halde iken kızı Fatıma’nın evine girer ve ondan yemek isterler. Fakat onun yanında da yiyecek bir şey yoktur. Hz. Fatıma’nın komşusu ona, bir çanağın içine koyarak bir parça et ile iki dilim ekmek gönderir. Bir de ne görsünler toprak çanak et ve ekmekle dolup taşmaktadır.
 
Mucize peygamberlerden zuhur eder. Hz. Allah’ın yardımıyla meydana gelir. Peygamberlerden birçoklarının bize kadar gelen mucizeleri vardır. Hz. Davud peygamberin elinde demirin şekil kazanması, Süleyman peygamberin kuşların dilini bilmesi, bir aylık mesafeye bir günün sabahında gidip akşamında dönmesi, emrine rüzgârın verilmesi hep birer mucizedir. Hz. Musa’ya da Cenâb-ı Allah dokuz mucize vermiştir. Denizin yarılması, bıldırcın ve kudret helvası, mucizeli değneği, elini koltuğunun altına sokup çıkarınca onların ışıl ışıl nur halinde yanmaları hep birer mucizedir.
 
Hz. Allah, peygamberlerini bu olağanüstü kuvvetlerle teyit ettiği gibi sevdiği evliyâsına da kerametler vermiştir. Sahabelerden de kerametler nakledilmiştir. Hz. Ömer’in hutbede iken ta İran içlerinde savaşan ordu kumandanına seslenmesi ve kumandanın da bunu duyması ile karşı bir manevra ile yenilmekten kurtulması bilinen bir hakikattir. Geçmiş ümmetlerden kendilerine kerametler verilenler vardır. İşte Abid Cüreye hadisesi ve daha başkaları… Şimdi bazıları tasavvufa dil uzatarak, ‘sapık evliyâcılar ortaya çıkarak keşif ve kerametle meşgul oluyor’ diyorlar. Güya bu yolu hor ve hakir gösterme sevdasına kapılıyorlar, farkında olmadan kendi kendilerini tehlikeye atıyorlar.
 
Şimdi bu kerametleri kaynaklara inerek inceleyelim ki kimsenin itirazı şüphesi kalmasın. Tabii ki zamanımıza kadar Abdulkadir Geylanî, Şâh-ı Nakşibendî ve benzeri veliyullahın bir çok kerametleri nakledilmiştir. Dinimizde yalan söylemek haram ve yasak olduğuna göre biz onların doğru söylediğini kabul ediyoruz. Ve evliyânın kerametlerine de inanıyoruz. Nitekim Kehf Suresinde Hz. Hızır’ın olayı da bir keramettir.(2)
 
 
 (1) Âl-i İmrân, 37.
 
 (2) Kehf, 65-82.

Top